Benim tombik oğlum!

Hani yazıyorum ya hep oğlum çok güzel yiyor, çok düzenli falan diye. Tabi bunun sonucu nedir? Nur topu gibi bir kilo problemimiz oldu.

Aren süt emerken kilosu çok güzel gittiğinden doktordan hep aferin tezahuratlarıyla uğurlanırken artık fırça yiyip çıkıyoruz. Çünkü Aren'in ciddi bir kilo problemi var. Yaklaşık 1,5 yaş civarı başladı. Doktor bu konuda artık dikkatli olmamız gereken döneme geldiğimizi söyledi. Boyu çok güzel uzasa da kilomuz uçarak gidiyormuş. 

İlk duyduğumda yok canım olur mu öyle şey diyip oğluma konduramadım tabiki. Klasik anne savunmasına geçtim. Ama ara ara oğluma şöyle bir alıcı gözle baktığımda bende maalesef fark ediyordum o göbişi. Öpmek ve sıkıştırmak açısından çok keyifli olsa da ilerisi için ciddi bir tehlike oluşturduğunun farkındaydım. Gerçekten bazı geceler uykularım kaçıyordu bu konuda.

Oturup boş boş endişelenmenin kimseye faydası yok diyip hemen bir bebek ve çocuk diyetisyeniyle irtibata geçtim. Sevgili doktorumuz Nihal Tunçer hemen ilgili ölçümleri yaparak evet bir problem var ama çok ciddi tedbirlere gerek yok, ufak müdahalelerle halledebiliriz dedi. Öncelikli olarak Aren'in çok fazla hastalanmaması etkenmiş kilosunda. Eğer sık hastalansaydı kilosu daha düşük olurmuş. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Şaka şaka sevindim tabi.

Hemen aldığımız tedbirlerden bahsetmeliyim. Aren sıkı bir süt içici olduğundan sütümüzü tam yağlıdan yarım yağlıya çevirdik. Zaten düşününce o kadar çok tüketiyordu ki, sütten aldığı yağı yarıya indirdiğimizde bayaa bir fark ederdi. O zamanlar gece içtiği bir öğün sütümüz vardı. Onu da zamanla kestim. Böylece süt içme kısmını sadece öğlen olarak ayarladık.

Menümüz gayet sağlıklı gitsede yediği miktarlar biraz fazlaydı. Miktarları düşürdük. O zaman Nihal Hanım iştah değişkendir. Zamanla artabilirde azalabilirde demişti. Şimdi tam olarak onu yaşıyoruz. Aren'in iştahı gözle görülür şekilde azaldı. Burdan benim için kolay olan kısım şuydu: Normalde yemek yemeyince biz anneler bunalıma gireriz. Ama ben az yediyse tabak elimde koşmak yerine öbür öğün yer diyip hiiiiç kafama takmıyordum. Akşam yemeğinde yememekte direnirse de yatmadan meyve yemesini sağlıyordum. Ara öğünlerde salatalık benzeri çiğ sebzeler vermeye başladık. Ayrıca hafif olan öğlen yemeğini akşama, nispeten daha kalorili olan akşam yemeğini de öğlene aldık.

O zaman uygulamaya başladığımız en güzel tedbir sanırım spordu. Zaten hepimiz için geçerli değilmi? Tüm bu kilo işlerine kafamı takarken havaların düzelmesiyle birlikte Aren artık dışarı çıkmaya parka gitmeye başladı. Ve bu gündüz gezmeleri kilo anlamında o kadar faydalı oldu ki. Gerçekten de bizler hep apartmanımızın önünde oyunlar oynayarak büyüdük. O zamanlar dışarda oynamak diye bir kavram vardı. Ve hiç annelerimizin bizim obezliğimizle ilgili sorunları olmazdı. Artık çocukların dışarda oynamak gibi bir şeçenekleri yok. Eğer mümkünse sizinle veya kim bakıyorsa onunla parka gidebilirler. Bu da hareketsizlik demek.

Aren'in şu anda kilo problemi çok fazla kalmadı. Ama halen bir göbeğe sahibiz. Eğer biraz salarsak bünyesi şişman bir insan olmaya gayet müsait. O yüzden hep dikkat etmeye çalışıyorum. Fakat bana özenen annelere hep söylediğim gibi bir çocuğa yemek yedirmeye çalışmak kadar yediği şeyi elinden almak da zor. Kreşe başlayacağı döneme kadar dikkat edersek kreşte zaten maksimum hareketle ideal kiloya ulaşacağı düşünce ve temennisindeyim.

Bu konudaki gelişmeleri paylaşmaya devam edeceğim. Görüşmek üzere...

26/11/2013




Yorum Yapın:


Gönder