Müjdeler olsun emzik bıraktık

Kim derdi ki alsın diye o kadar uğraştığım emzikten gün gelecek kurtulmak için uğraşacağım... O günler geldi. Demekki oğlum büyüdü :)

Aren doğduğunda ilk kontrolümüzde doktorumuza sorduğum sorulardan biri emziğin zararlı olup olmadığıydı. Doktorum hep "emzik iyidir" dedi. Ancak 1 aylık olmadan önce başlatma demişti. Bir ay boyunca kolik krizleriyle çatladıktan sonra düşündüm. Acaba emzik verip bir süre rahat edip, bıraktırırken mi uğraşsam yoksa hiç vermeyip bu süreçte zorlansam ama bıraktırmakla da uğraşmasam? Tabi içinde bulunduğum zaman benim için önemli olduğundan şimdi verip rahat edeyim ilerde uğraşırım dedim. Dedim demesine ama bu bebek milleti çok başına buyruk olduğundan öyle ha diyince hemen kabul etmedi tabi emziği. Her ağladığında vermeye çalıştım ama yüzüne bile bakmadı. Sonra biraz internette gezindim başkaları ne taktikler yapmış diye. Bir sürü şey süren olmuş emziğe. Ancak anne sütünden başka birşey vermediğimden bilmediği birşeyin tadını alsın da istemiyordum. Sonra çok parlak bir fikir okudum. Şimdi adını hatırlamıyorum ama her gün aldığımız bir vitamin vardı. Aren bayıla bayıla içiyordu. Bildiği bir tat olduğundan emziğini ona sürdüm. Bir kaç denemeden sonra bingo. Artık uyku vakitlerinde emzik çok büyük kurtarıcım olmuştu.

Başlarda sadece gece istiyordu. O yüzden gayet mutlu mesuttuk. Sonra yavaş yavaş artmaya başladı. Arabaya emziksiz binmez olduk. Öğlen zaten emziksiz uyumazdık. 2 yaş civarı artık gündüz de ağzından çıkarmamaya başlayınca tamam dedim bıraktırma vaktimiz geldi. Ancak en büyük korkum geceleri emziksiz nasıl uyuyacağıydı. Bir kaç gece uykusuz kalmak benim için çok dert değildi ama o kadar emek verdiğim uyku düzenimiz bozulur, saatler kayar diye endişe ediyordum. 

Ben böyle kara kara düşünüp, internette boyuna emzik bıraktırma yöntemleri ararken bir mucize oldu. Yok yok kendiliğinden ay bu kötüymüş demedi tabi ki. Ama nerdeyse o kadar kolay oldu. İnternetteki yöntemleri okuyup hiçbirini yapmaya kıyamazken bir akşam hani çocukların saniyeler içinde yapabilecekleri mucize yaramazlıklar vardır ya, onlardan birini yaşadık. Aren Bey benim tuvaletin kapısını açık bırakmamdan istifade edip koşa koşa tuvalete gitmiş. Bir baktım tuvalette, "Anne ben yıka ben yıka" diyor. Türkçe anlamı "anne ben emziği yıkıyorum" demek. Emziği almış klozete sokmuş yıkıyor. Bir çığlık atıp elinden bir alışım var. Ama tamamen öyle refleks bir tepki verdim. Bıraktırmak, soğutmak gibi birşey yok aklımda. "Sen ne yaptın, orası pis, çiş var, kaka var, emziğin kötü oldu, kullanamazsın artık" diye bağırarak götürüp çöpe attım. Tabi çöpe attığımı falan gördü. Neyse hala ben farkında değilim bişeylerin. Tüm ahalide evde o sırada. Herkese "ben meme yıka" falan diye anlatıyor. Uyku saatimiz geldi. Giyindik, iyi geceler dedik, yattık. O da ne? Aren'den hiç bir talep yok. Ne emzik -onun deyimiyle meme- dedi ne bişey. Döndü yattı. Benim tabi ağzım açık. Yoksa dedim istemeyecek mi? Aren uyuyunca koşarak gidip tüm emziklerini sakladım. Hatta ertesi gün ben yokken annemler kıyamayıp vermesin diye onların da bulamayacağı bir yere sakladım. Ve bir daha Aren'den bir talep gelmedi. Tabi uyku kısmında uykuya dalmakta biraz zorlandık. Gündüz de boşluktan bişeyler yemek ihtiyacı hissetti durdu ama emziğin artık çöpte olduğu, kaka olduğu kavramı aklına yerleşmiş oldu. Şimdi onbeş gündür emziksiz bir yaşam sürüyoruz. Sadece arada aklına gelince "memeyi kakaya attım" diyor, biz de babasıyla eğleniyoruz "anne yedik bi b.." diyor heralde diye :)

Bu badireyi de sorunsuz atlattık. Çok şükür ikimiz içinde zor bir süreç olmadı. Sırada tuvalet eğitimimiz var. Bakalım o maceramız nasıl sonuçlanacak?

Sevgiler...

 

26/04/2013




Yorum Yapın:


Gönder